Erteleme canavarı ile başa çık(ama)mak
- September 11, 2023
Hani yaşamayan bilemez derler ya birçok şey için. Bu kelimenin tam anlamıyla öyle bir şey. Tarif etmek ya da kanıtlamaya çalışmak yersiz. Belki herkeste aynı şekilde bile değil. Ama ne yapalım işte, elimizdeki tek gerçek rahatlatıcı şey kendini ifade etmek. Faydasız olsa bile ben yine de ifade edeyim de içimden çıksın, belki biraz rahatlatır.
O bi canavar. Duygu canavarı. Bence dilimiz ve hatta bütün diller bu konuda eksik. Onlarca, yüzlerce duygu sözcüğümüz ve bunlar için tanımlarımız var. Ama ben ve benim gibiler için bu hayattaki en önemli duygulardan bir tanesi eksik. Evet, erteleme bence bir duygu. Ya da belki duyguların fantastik oranlardaki bir kombinasyonu. Farketmez, her iki şekilde de erteleme canavarı kendini hissettirdiğinde diğer duygulardan çok farklı bir durum ve sonuç ortaya çıkarıyor. Tanımlayabilmek için aslan yattığı yerden belli olur misali, ortaya çıktığı duruma ve yaşam alanına bakalım.
Sabah kalktınız, eğer dakikası dakikasına planlanmış ve en önemlisi 2. bir başka kişiyi içeren bir planınız yoksa biraz ağırdan alarak, oyalana oyalana işlerinizi yapıyorsunuz. Çünkü o orada. Şu an sizin için en büyük baş belası, en sıkıntı veren, kurtuluverseniz başka hayatta derdiniz kalmayacak hissiyatı veren o iş orada.
İşin boyutu önemli önemli olmasına ama tek kriter de değil. Çoğu zaman küçük ama kritik bir iş de erteleme canavarının ağzını sulandırabilir.
Aciliyet en kritik kriterlerden bir tanesi. Bir iş acil değilse zaten ertelenecektir, bu yeryüzünün en temel kuralı. Bunun için erteleme canavarının ortaya çıkmasına bile gerek yok, beynin önceliklendirme sıralamasında kendiliğinden arkalara atılıverir haberiniz bile olmaz. Acil noktaya gelmeye başladığında, ki bu noktanın neresi olduğu kişiden kişiye çok değişebilir, o işin başına oturmanız ve bir şeyler yapmaya başlamanız gerektiğini çok iyi bilirsiniz.
Eğer o işten kaçmanızı sağlayacak başka bir işiniz varsa erteleme canavarının ortaya çıkmasına yine gerek kalmayabilir. O başka iş bir anda çok önemli gibi görünüverir ve o yapılmaya başlanır. Ama erteleme canavarı ile uzun süredir savaşan kişi aynı anda çok iş olduğu zaman asıl yapılması gerekeni yapmadığını bildiğinden diğer işleri başka bir duruma ve zaman dilimine konumlandırır.
Gelelim asıl bizim canavarın sevdiği durumlara. İş çok kritik, acil ve biraz da kısa sürede halledilemeyecek kadar büyük. Sabah kahvaltınız ve kendi kendinize uydurduğunuz bin bir saçma ufak işiniz bittiğinde o korkunç iş ile baş başa kaldınız. Diğer küçük saçma şeylerle uğraşırken kafanızda hep, şunu bitireyim öyle bir başlayacağım ki… şeklinde bir düşünce olduğunda, işinizin başına oturup yapmaya başlayacağınız esnada ufak bir gazlanma olabilir. Lakin bu gaz geldiğinden çok daha hızlı bir şekilde kaçıverir. Zira erteleme canavarı kapıyı zorlamaktadır. Erteleme kapısını açmayı başardığı anda ise canavarımız adeta bir gaz ve toz bulutu olup ciğerlerinize dolar, kocaman kocaman içinize çekersiniz. Öyle bir duygudur ki korku, endişe ve pişmanlık gibi duygulara onlarla alakasız çocuksu bir muziplik ve haz eşlik eder. Gülesiniz, bağırasınız, küfür edesiniz gelir.
Sonunda kaybetmeye mahkum olduğunuz bu savaş, ne kadar direnirseniz direnin çok uzun sürmez. Tamamını ortadan kaldırdığınızı düşündüğünüz dikkat dağıtıcı başka bir şeye odaklanılır veya göz göre göre o işin başından kalkılıp aslında çok da yapmak istemediğiniz benim “erteleme makinesi” dediğim şeye başlarsınız. Bu benim için youtube videoları, satranç oynama veya uykudur. Sizin için müzik dinlemek, instagramda arkadaşlarınızı stalklamak ve whatsapp’ta sırayla herkese “naber” yazmak da olabilir. Erteleme makinesinin ne olduğu çok büyük bir önem arz etmiyor. Ayrıca bütün erteleme ile mücadele yöntemlerinde anlatıldığı gibi bu erteleme makinelerini azaltmak, kendinizden uzak tutmak vb. gibi yöntemler de maalesef tek başına işe yaramıyor. Erteleme canavarı etkin olan bir insanın elindeki bir erteleme makinesi gider başkası gelir.
Peki önemli olan ne? Ne yapmak lazım?
İlk olarak erteleme ile alakalı derdinizin ne kadar büyük olduğunu bir gözden geçirin. Her insan işlerini zaman zaman erteler. Her insan için işten kaçmak bir miktar keyif verir. Ancak burada bahsettiğim erteleme canavarı sizde de varsa beni anlayacağınızı düşünüyorum. Çünkü hep olan, hayattaki zorlu dönemlere göre artıp azalan ama asla yok olmayan bir ertelemeden bahsediyoruz. Ertelemenin türüne göre değişebilir ama benim gibi değersizlik ve narsizm ile bağlantılı bir ertelemeden bahsediyorsak, en çok da şu ana kadar pek bahsetmediğim ama ilerleyen paragraflarda bahsedeceğim erteleme sonrası sonsuz bir suçluluk duygusunun eşlik etmesi indikatör olabilir.
Sizin de kesin olarak erteleme probleminiz olduğuna karar verdiyseniz devam edelim.
Bu aşama da blogta sürekli tekrar ettiğim gibi yapılabilecek en doğru hareket doğrudan bir terapiste başvurmak olur. Ama her sorunu terapistinizle çözün de diyemeyiz değil mi? 😊
Terapi alıyor olsanız da olmasanız da aşağıda yazdıklarım belki size anlamlı gelebilir ve bir miktar fayda sağlayabilir.
Öncelikle sizin erteleme canavarınızı bir görün, duyun, koklayın, tanıyın. Bakın bakalım neye benziyor ve en önemlisi hangi durumlarda ortaya çıkıyor. Tanımadığınız bir canavar ile mücadele edemezsiniz. Hasmımız ile tanıştıktan sonra doğrudan üzerine gitmeye çalışmayı kendi açımdan pek faydalı bulmuyorum. Evet, bilinçli bir şekilde mücadele etmek fayda sağlayacaktır, ama temelinde yatan problemleri çözmeden sonsuz bir mücadele ile sürekli işleri yapmaya çalışmak erteleme canavarını yenmek değil, elimizde bir zincirle sürekli onu boynundan çekmek gibi. Çok büyük efor harcamak bir süre sonra yıpratıp ters etkiler de gösterebilir.
Sıradaki adım erteleme öncesi ve sonrası hangi duyguları yaşıyoruz onları tespit etmeye çalışmak. Duygularınızı tespit edemeyecek noktadaysanız ve terapi de almıyorsanız bazı kitaplar size yardımcı olabilir. Blogta uzun bir kitap listesi yayınlamayı düşünüyorum ama bu konuya özel bana en çok fayda sağlayan kitap, Çocuklukta İhmalin İzi, Boşluk Hissi, isimli kitap olmuştu. Benim için erteleme öncesi duyguları, bıkkınlık, yorgunluk, başarısızlık, iç sıkıntısı ve buna benzer duygular oluyor. Erteleme anı daha önce tarif ettiğim gibi, tüm o işten kaçmanın verdiği coşkunun yanında bir de çocuksu bir sevinç var, neredeyse yetişkin bir insanın kıkırdamasını sağlayacak kadar. Erteleme sonrası benim için daha kritik. Çünkü benim ertelememin temelinde yattığını düşündüğüm suçluluk duygusu başlıyor. Bu yazının içerisinde kısaca anlatmak pek mümkün değil ancak farkettim ki hayatımda minimum belli bir oranda suçluluk duygusu bulunmak zorunda. Öylesine ki suçluluk duymam gereken bir şey olmadığında onu kendim yaratıyorum. Yıllar içerisinde de bu yaratım süreci otomatize olmuş. Hiç farketmeden sinsice işleri erteliyorum ve bu sayede huzur ve mutluluk yerine suçluluk duygusu ile hayatıma devam edebiliyorum.
Sizin için bu duygu suçluluk dışında diğer olumsuz duygular da olabilir. Açıkçası burada duygunun ne olduğundan çok neden o duyguya ihtiyacınız olduğunun tespiti çok önemli. Bunu yapmak ise birkaç cümleye sıkıştırılamayacak kadar öznel bir süreç. Diğer yazılarda bunları tartışmaya hep devam ediyor olacağız.
Yazının başlığında da olduğu gibi benim erteleme ile olan maceram henüz hala farkındalık noktasında takılı kalmış durumda. Bu yazıyı bile tek seferde yazamayıp ertelemiştim ve sonrasında bitirebildim. Bir gün erteleme canavarı ile tamamen başa çıktığımda erteleme canavarı ile başa çıkmak adında ikinci bir bölüm yazıp bu yazının devam olarak o yazıya link vereceğim. Şimdilik takipte kalın!
06.05.2022 – 11.09.2023