İyileşmeye Başlamak Nasıl Bir Şey & Kendilik Nedir?

Aaah şu tam olarak tüm problemleri çözmek gerektiği düşüncesi, bir bırak yakamızı! Mükemmeliyetçi düşünceler burada da insanın peşini bırakmıyor ve sezarın hakkını sezara vermemizi engelliyor. 3 koca yılın ardından ilerleme katettiğim, hatta ve hatta büyük oranda çözdüğüm onlarca konu var. Her bir konuya tek tek girmeyeceğim. Zaten başka yazılarda sürekli benzer konulardan da bahsediyorum. Ancak tabiki hepsinin temelinde yatan kendilik konusu var. Bugünlerde o kadar çok hissediyorum ki değişikliği, yazmam lazım, ifade edip kendimi takdir etmeliyim ve hakkımı teslim etmeliyim.

Açıkçası yıllardır bu kendilik denen meret tam olarak ne ola ki, bunun aktivasyonu nasıl olacak ki diye düşünüyordum. Sanırım bilişsel olarak kafa patlatıp ne olup bittiğini anlamanın çok da büyük bir önemi yokmuş. Zira bugünlerde kendiliğin ve kendilik aktivasyonunun ne olduğunu hala anlayamamış olsam da hayatımda çok net bir şekilde görüyorum. Uzun süredir biriken ve harekete geçmeyi bekleyen bir enerji vardı içimde. Aldığım ve uygulayamadığım tüm kararlar, planlarım, projelerim hep bir kenarda bu anı beklemekteydiler. Şu anda hepsini yapacak gücüm ve enerjim var. Kafamda gerçekten işleyebileceğine inandığım bir düzen ve plan var. Planlarımın neredeyse hepsini yapabilirim ve hatta fazlasının da gerçekleşeceğinden çokça umudum var. Çünkü artık beklentilerim gerçekleşebilecek düzeyde. Kimseyi memnun etmek için, kimseyi kıskançlıktan çatlatmak için aşırı hırslı hedeflerim yok. Kendime dair daha gerçekçi bir görüşüm var. Hepsini yazmaya burada yer ve alan yok ancak özetle ben bir amaç uğruna olunca çalışabilen, aksi takdirde çabuk vazgeçen, bir miktar üşengeç ancak gerektiği ve hayatta kalabilecek kadar çalışkan, duyguları arasında çokça geçirgenlik olan yine de her zaman belli bir işlev seviyesinde kalmayı başaran, tüm bunların yanında da zorlu bir ortamdan çıkıp kendini yetiştirmeyi, ayakları üzerinde durmayı başarmış bir bireyim. Tüm mücadelelerimde sürekli yanımda olan, beni çok iyi anlayan ve benim çok iyi anlayabildiğim bir de hayat arkadaşım var. Bu düzenin devam edip her şeyin azar azar iyiye gitmesinden başka hiçbir beklentim yok. Hayatta ne iş yaparsam yapayım dünyanın en mutlu ve başarılı insanı olmayacağım. Tersi durumda da en mutsuz ve başarısız insanı olamam. En fazla tembelliğime ömür boyu yenik düşerim ama Hüseyin gibi bir insanın istese de tamamen dibe batması mümkün değil. İşte kendilik ve onun aktivasyonu bu. Hayatı olduğu gibi görüp kabullenebilen, bu hayatın içerisinde kendi yerini ve kendiliğinden gelen değerini kabul edip onu kucaklayan bir iç ben. Bu benin içerisinde her türlü şeyi yapmaya yetecek bir çekirdek var. Yaptığımız ve yapacağımız yalnızca neleri tercih edeceğimizi belirlemek. Kendilik aktivasyonu kendi hayatının direksiyonuna oturmak. Sonunda! Ne zaman, ne koşulda olursa olsun, direksiyondaki benim. Başıma gelenler değil, benim nasıl tepki vereceğim önemli. Değerim kendiliğimden kaynaklandığı ve gerekeni yapacak gücü kendimde bulduğum sürece hayatımın gittiği yön değişmez, değişemez. En fazla bir darbe ile aşağı giderken direksiyondaki kendilik onu tekrar çizgiye çıkaracaktır. Bu böyle olsa da olmasa da buna olan inancım beni çizgide tutmaya zaten yetecektir. 

Gördünüz mü, sonunda inanacak bir şey de buldum kendime! Hem de yapma dinler veya din yerine konan uydurma inanışlar değil, inanmaya en değer şeyi buldum. Kendim! Herkesin bir gün inanması gereken de kendisi.

İki hafta önce minimumu yaparak hayatta kalmak, potansiyelini gerçekleştirememek temalı bir yazı yazma konusunda terapistime söz vermiştim. Bugün onun yerine bu yazıyı yazmaktan mutlu ve gururluyum.

14.12.2023